Bir sosyal medya paylaşımı ülke gündemine oturdu. Bir kişi, milyonlarca vatandaşın yaşam biçimini hedef alan ifadeler kullandı. Sosyal medyada ‘KAPALILAR İMHA EDİLSİN’ şeklinde paylaşım yapan kişi hakkında soruşturma başlatılarak gözaltı talimatı verildi. Olayın hukuki boyutunu yargı değerlendirecek. Ancak bu olayın ortaya çıkardığı çok daha büyük bir gerçek var: Türkiye'nin bir kesimi hala insanların kıyafetiyle, inancıyla ve yaşam tarzıyla uğraşmaktan vazgeçemiyor.
Ancak olayın hukuki boyutundan önce konuşulması gereken çok daha önemli bir mesele var. Ülke olarak biz hangi çağda yaşıyoruz?
Teknolojinin baş döndürücü bir hızla ilerlediği, yapay zekanın hayatımızın merkezine yerleştiği, insanların uzayı konuştuğu bir dönemde hala insanların kıyafeti, yaşam tarzı veya inancı üzerinden nefret üretilmesini anlamak mümkün değil. Bir insanın başını örtmesi ya da örtmemesi, bir başkasını neden rahatsız eder? Bir kişinin tercih ettiği yaşam biçimi neden başka birinin öfke sebebi olur?
Aslında sorun sadece bir sosyal medya paylaşımı değildir. Sorun, yıllardır toplumun içine yerleşen tahammülsüzlük kültürüdür. İnsanlar artık farklı düşüncelere kulak vermek yerine birbirlerini susturmaya çalışıyor. Karşısındaki insanı anlamaya çalışmak yerine onu yaftalamayı tercih ediyor. Oysa medeniyet dediğimiz şey, herkesin birbirine benzemesi değildir. Medeniyet, farklı insanların bir arada yaşayabilme becerisidir.
Demokrasi sadece seçimlerden ibaret değildir. Demokrasi aynı zamanda farklılıklara saygı gösterebilmektir. Kendimiz gibi düşünmeyen insanlarla aynı şehirde, aynı sokakta, aynı ülkede yaşayabilmektir. Eğer bir toplumda insanlar birbirlerinin kıyafetinden, inancından veya kimliğinden rahatsız olmaya başlıyorsa, orada ciddi bir toplumsal sorun var demektir.
Ne yazık ki sosyal medya bu sorunu daha da büyütüyor. İnsanlar yüz yüze söylemeye cesaret edemeyecekleri sözleri ekran başında rahatlıkla yazabiliyor. Hakaretler, aşağılamalar ve nefret söylemleri birkaç saniyede milyonlarca kişiye ulaşabiliyor. Bunun sonucunda ise toplumdaki kutuplaşma daha da derinleşiyor.
Düşünün; yıllarca bu ülkede insanlar başörtüsü nedeniyle eğitim hakkından mahrum bırakıldı. Kamu kurumlarının kapısından geri çevrildi. Üniversite kapılarında gözyaşı döktü. Toplumun bir kesimi dışlandı, ötekileştirildi. Aradan yıllar geçti. Bugün ise hala bazı insanların başörtülü kadınları hedef alan söylemler üretmesi, geçmişten yeterince ders çıkaramadığımızı gösteriyor.
Oysa özgürlük seçici olamaz. Eğer özgürlüğü gerçekten savunuyorsak, yalnızca bize benzeyen insanlar için değil, herkes için savunmak zorundayız. Başörtülü bir kadının da başörtüsüz bir kadının da farklı görüşlere sahip insanların da eşit haklara sahip olduğunu kabul etmek zorundayız. Hukukun ve demokrasinin gereği budur.
Asıl cehalet diploma sahibi olmamak değildir. Asıl cehalet, farklılıkları kabul edememektir. Asıl cehalet, bir insanı yalnızca dış görünüşüne bakarak yargılamaktır. Asıl cehalet, kendi yaşam biçimini herkes için tek doğru olarak görmektir.
Bugün başörtülü kadınlara yönelik nefret söylemini normal görenler, yarın başka bir kesimi hedef alabilir. Çünkü nefretin sınırı yoktur. Bir kez meşrulaştırıldığında herkesi tehdit etmeye başlar. Bu yüzden mesele sadece bir kişiyi, bir grubu ya da bir paylaşımı savunmak değildir. Mesele, birlikte yaşama kültürünü koruyabilmektir.
Bu ülkenin artık daha fazla kutuplaşmaya değil, birbirini anlamaya ihtiyacı var. İnsanların ne giydiğiyle, nasıl yaşadığıyla uğraşmak yerine; yoksulluğu, eğitimi, adaleti, üretimi ve geleceği konuşmaya ihtiyacımız var. Enerjimizi birbirimize öfke duymaya değil, ülkenin gerçek sorunlarını çözmeye harcamalıyız.
Bu nedenle bugün yeniden sormak gerekiyor: Kaçıncı yüzyılda yaşıyoruz?
İnsanların kıyafetleri üzerinden düşmanlık üretmenin normal görüldüğü bir çağda mı, yoksa farklılıkların saygıyla karşılandığı çağdaş bir toplumda mı? Bu sorunun cevabı, sadece bir sosyal medya paylaşımına değil, hepimizin geleceğine ışık tutacaktır.
Yorum yazarak Aydın Cesur Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Aydın Cesur Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Aydın Cesur Haber değil haberi geçen ajanstır.
Şimdi oturum açın, her yorumda isim ve e.posta yazma zahmetinden kurtulun. Oturum açmak için bir hesabınız yoksa, oluşturmak için buraya tıklayın.
Yorum yazarak Aydın Cesur Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Aydın Cesur Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Aydın Cesur Haber değil haberi geçen ajanstır.