14 Mayıs Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili seçimleri tüm Türkiye’de ve dünyada takip edildi. Yaklaşık 2 ay boyunca tüm partiler, sahada kıyasıya çalıştılar. Sıkılmadık el çalınmadık kapı bırakmadılar. Genel olarak tüm adayların seçim öncesi bilinen, klasikleşmiş davranışları hep birlikte izledik. İnşallah yanımızda olamaya devam edersiniz diyeceğim ama koltuk sevdası genelde değiştirir çok örnekleri yaşadık.
Seçim İkinci turda yaşanacak gibi duruyor. Basın mensupları olarak 14 Mayıs Pazar tüm gün ve gecesiyle sahada sonuçları bekledik. Hem seçim sürecinde hem de sonrasında vatandaşa verilmiş tedirginliğin hepimiz farkındaydık. Gerçekten çok üzüldüm. Eskiden insanlar parti ya da siyasetlerini kendi aralarında bile konuşmaz, sandık başında gönüllerinden geçen adaya oy verirlerdi ve sonucuna da hayırlısı olmasını beklerlerdi. Yani siyasetin bir adabı, üslubu vardı. Günümüzde ise bunlar maalesef artık yaşanmıyor.
Dün akşam seçim sonuçlarını hem televizyondan hem de bazı sosyal medya hesaplarından takip ederken özellikle deprem bölgesinde AK Parti, Diyarbakır ve Adana dışında bütün illerde kazandığını hepimiz gördük. Asıl mesele bu bölgelerde Erdoğan kazanınca, insanlıktan nasibini almamış bir kesim gerçek yüzünü gösterdi.
Asrın felaketini yaşayanlara sosyal medyada tüm kinleri gösterdiler. Yapılan yardımların haram olmasına kadar yazılan yazılarda, haklarını bile haram eden paylaşımlardan gerçekten utandım. Hani daha bundan birkaç ay önce, birlikte ağladığımız, yardımına koştuğumuz, birlik ve beraberliğimiz nerede kaldı? “Size yaptığımız yardımlar haram olsun” paylaşımları acılı insanlar kadar, vicdanı olan herkesi yaraladı. Bir kesimin ise bundan sonra depremzedelere yardım etmeyeceğini söylemesi, duyarlı vatandaşların,” Bunlar insanlıktan nasibini almamış” yorumlarına yol açtı.
Bu paylaşımlar insanlıktan nasibini almamış bir kesimin gerçek yüzünü gözler önüne serdi. Annesini, babasını, çocuğunu, evini kaybetmiş acılı insanlara, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na oy vermemesi gerekçesiyle beddualara maruz kaldılar. Depremzedelere yardım yaptık diye oy beklentisine girip, hakkımızı haram etmek, yardım değil borçlandırmaktır. Eleştirebilirsiniz, anlamlandıramayabilirsiniz ama aşağılamak ve nankör demek, kötü niyetliliktir. Deprem bölgesindeki insanların tercihlerinden dolayı suçlamak, en az deprem kadar inciticidir. Birine destek olmak, beklentinin olmaması ile ölçülür. Beklentili yardım, borç vermektir. Cemil Meriç’in dediği gibi; İyilik eden mükafat bekliyorsa tefecidir.
Yorum yazarak Aydın Cesur Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Aydın Cesur Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Aydın Cesur Haber değil haberi geçen ajanstır.
Şimdi oturum açın, her yorumda isim ve e.posta yazma zahmetinden kurtulun. Oturum açmak için bir hesabınız yoksa, oluşturmak için buraya tıklayın.
Yorum yazarak Aydın Cesur Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Aydın Cesur Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Aydın Cesur Haber değil haberi geçen ajanstır.