Kuşadası’nda dün sabaha karşı belediye çalışanları, meclis üyesi ve çok sayıda iş insanının gözaltına alındığı operasyon sonrasında tutuklu Belediye Başkanı Ömer Günel’den dikkat çeken bir açıklama geldi.

"ÖNCE TEHDİT EDİLDİM, SONRA İFTİRA İFADELERİ GELDİ"

Günel açıklamasında; "Dün sabaha karşı Kuşadası’nda gerçekleştirilen operasyon kapsamında belediye çalışanlarımız, meclis üyemiz ve çok sayıda Kuşadalı iş insanı gözaltına alındı. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre, gözaltı işlemlerinin dayanağının Ferdi Zenginoğlu isimli kişinin etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak amacıyla verdiği ifade olduğu anlaşılmaktadır. İfadede isimleri geçen kişiler, çağrılmaları halinde gidip ifadelerini verecek kişilerken, sabaha karşı yapılan operasyonların tercih edilmesi kamuoyunda farklı bir algı oluşturma çabası olarak değerlendirilmektedir. Burada çok önemli bir hususa dikkat çekmek istiyorum. Aylar önce bana gönderilen bir mektupta, bugün yaşanan operasyonların senaryosu adım adım anlatılmıştı. Ferdi Zenginoğlu tarafından bana ulaştırılan mektupta, kendisine baskı yapıldığı, belirli kişiler hakkında ifade vermesi yönünde vaat ve tehditlerle yönlendirildiği iddiaları yer alıyordu. Aynı mektupta, istediği parayı vermemem halinde “itirafçı olacağını” söyleyerek beni de tehdit etmiş, ayrıca ileride kimler hakkında hangi iddiaların ortaya atılacağını ayrıntılarıyla yazmıştı. Bugün yaşanan gelişmelerin, aylar önce tarafıma iletilen bu mektuptaki anlatımlarla büyük ölçüde örtüştüğünü üzülerek görüyorum. Bu nedenle yaşanan sürecin tesadüf olmadığı kanaatindeyim" diye konuştu.

"ADALETİN İŞLEDİĞİ TÜRKİYE UMUDUMU KORUYORUM"

Sosyal medyadan kendis hakkında yapılan haberleri eleştiren Günel; "Öte yandan, henüz adli işlemler tamamlanmadan sosyal medya ve bazı haber mecraları üzerinden peş peşe yayınlar yapılması da dikkat çekicidir. Yargı süreci sonuçlanmadan insanların suçlu ilan edilmesi, masumiyet karinesini zedeleyen son derece sakıncalı bir yaklaşımdır. Bugün yaşananlar yalnızca gözaltına alınan kişileri değil, ailelerini, yakınlarını ve toplumun adalet duygusunu da yaralamaktadır. Hukuk devleti, önceden oluşturulmuş algılarla değil; somut deliller, tarafsız soruşturmalar ve adil yargılamalarla ayakta kalır. Ben bir hukukçu olarak, Türk yargısının gerçekleri ortaya çıkaracağına ve adaletin eninde sonunda tecelli edeceğine inanmak istiyorum. Masum insanların itibarlarının, doğruluğu yargı kararıyla ortaya konulmamış iddialarla zedelenmesine son verilmesini bekliyorum. Hukukun üstünlüğünün yeniden hâkim olduğu, adaletin hiçbir baskı ve yönlendirmeden etkilenmeden işlediği bir Türkiye umudumu koruyorum" ifadelerini kaydetti.